ABDİ KÖYÜ//KOZAKLI
ANA SAYFA
ÇEVREMİZİ TEMİZ TUTALIM:
ABDİ KÖYÜ TARİHÇESİ
HERİKLİ TÜRKMENLERİ
Abdi Köyü Resimleri(1)
ABDİ KÖYÜ RESİMLERİ(2-3)
ABDİ KÖYÜ RESİMLER(4)
2010-2011 VE 2012 YILI FOTOĞRAF ALBÜMLERİ
KÖYDE İLKBAHAR 2011
2013 FOTO ALBÜMÜ(1-2-3-4-5)
2014 YILI FOTO ALBÜMÜ
2016 YILI FOTOĞRAF ALBÜMÜ:
MAHİR BAYTOK ÖĞRETMENİN ALBÜMÜ
KÖYÜMÜZDEN HABERLER=>
VİDEOLAR (2016) YILI
ZİYARETÇİ DEFTERİ
FOTOĞRAFLAR ALBÜMÜ
SÖZ,NİŞAN VE DÜĞÜN ALBÜMLERİ
VEFAT EDENLER ALBÜMÜ=>
=> YUSUF ÇETİN
=> AZMİ YILDIRIM
=> HALİL DEMİR ALBÜMÜ
=> AYŞE YILDIRIM
=> VEFAT EDEN BÜYÜKLERİMİZ=>
=> MUZZEZ (ÇETİN)ŞAHİN
=> MEHMET ARSLAN
=> DÖNDÜ GÜRLEVİK:>
=> KERZİ KESKİN
=> ALİ ŞEVİK
=> HATİCE ORHAN
GALERİ
AĞITLAR(1)
AĞITLAR (2)
Sayaç
HALK OZANLARIMIZ
MEZARLARIMIZ(1)
MEZARLARIMIZ(2)
admin mesaji
UNUTTUKLARIMIZ
İZLE
ESKİ KÖY VE İNLER=>
YÖRE ADLARI=>
FAYDALI BİLGİLER
KÖY ODALARI
YENİ HABERLER=>
OYUNLARIMIZ
Kültür mirası
YAZALIM
TABİAT SLAYTLAR
ASLAN TERAZİ'NİN ANISINA
MAHMUT ARSLAN'IN ANISINA
YAŞAR ŞAFAK'IN ANISINA
KÜTÜPHANE
DENEME ÇALIŞMALARI



VEFAT EDEN BÜYÜKLERİMİZ=>
     Abdi Köyü halkından olup,vefat edenlere ait fotoğraflar;

      

 Emin YILMAZ ( ....1889 - 11 Kasım 1957 )  -Emin Ka Derlerdi -



Hacı Hüseyin YILMAZ ( 12 Nisan 1932 - 20.12.1962 )  -Emin Ka ' nın oğlu-
(Halit,Galip,ve Emin ' in babası )

 Mehmet ARSLAN ( 06.Nisan.1914 - 21 Haziran 1954) 
-Mollamehmedin Mehmet Derlerdi-
(Kadir ve Mehmet Arslan ' ın babası )


Rıza ÜLGER  ( 05 Eylül 1916 - 01 Mayıs 2001 )


 Şevki YILDIRIM  (Nail YILDIRIM Oğlu )
( 02.07.1974 - Almanya'da )


Şükrü YILDIRIM  -Mevlüdün Şükrü Derlerdi -
(Azmi YILDIRIM Babası )

Ayşe SUBAŞI (Zühtü Subaşı eşi )


Ramazan SUBAŞI -Göçmen Ramazan Dede Derlerdi - 
( Zühtü ve Ali SUBAŞI ' nın babası )


Zühtü SUBAŞI -Göçmen Zühtü Derlerdi -
(Şerafettin ve Osman Ali ' nin Babası )

Şevki (Vefat Etti ),Hürmet,Civan,Azmi  (Vefat Etti),Zeynep (Vefat Etti),Gülsün,Memnune                                               ve  Nadiye Yıldırım (Vefat Etti )
(Kayseri Devlet Hastanesi  -1982 - )


Cennet  KAYA ( Kocaba nın eşi)

Hasan KAYA  - Kocaba Derlerdi -
(Yusuf,Cemal ve Hacı ' nın Babası)

 Cemal KAYA - Çolak Cemal  Derlerdi -
(Kocaba 'nın oğlu --Cevdet,Cafer ve Çağlar' ın Babası)


Ömercan KESKİN


Mehmet ARSLAN (Kadir ve Mehmet ARSLAN ' ın babası )
( 06 Nisan 1914 - 21 Haziran 1954)


Osman DEMİR -Bölümün Osman Derlerdi  (Halil,Nuri,Doğan,Remzi
ve Bahri DEMİR ' in babası)


Havva DEMİR -Mollamehmedin Hava Derlerdi-
(Osman DEMİR ' in iki eşinden biri )
 ( Remzi ve Bahri ' nin Annesi )


Ömer ŞİMŞEK -Karaman Derlerdi-
(Soldaki Oğlu Yaşar,Sağdaki Oğlu ise Dursun )

Halit ŞAHİN  -Durmuşun Halit Derlerdi-
(Soldaki Eniştesi Yusuf KAYA )


Nazende AY (Karamehmet 'in Eşi )(Mehmet,Ömer,Osman
ve Ali  AY 'ın Annesi )


Memiş ARSLAN  (Mahmut,Mustafa ve Birol Arslan ' ın Babası )





 Osman TERAZİ   (1924-1985 ) -Akıbatın Osman Derlerdi -  (Ahmet,Yaşar,Ali,Galip,Ferhat ve Edip Terazi ' nin Babası )

Mustafa GÜRLEVİK -Balcının Mustafa Derlerdi- (Önder,Bilge
ve Atakan' ın Babası )


Ahmet TERAZİ ( 30 Ekim 1949 - 26 Temmuz 2000)
(Alpaslan ve Osman ' ın Babası )


Ayşe TERAZİ  (Osman Terazi Eşi 1924-2007 )


 Mehmet GÜRLEVİK -Balcı Derlerdi-
 (Osman,Hilmi,Nami ve Mustafa' nın Babası )


 Senem YILMAZ (Emin Ka ' nın Eşi )


Hacı Mehmet YILDIRIM  -Mevlüdün Hoca Derlerdi -
(Bayram,Hacip,İsa
 ve Nuh Naci'nin Babası )


 Memiş ŞAHİN -Battalın Memiş Derlerdi-
(Galip ve Behzat ' ın Babası )

 
 Ömer KESKİN -Terzinin Ömer Derlerdi -(Ali,Mehmet,Erol,Zeki ve
ÖmerCan ' ın Babası )
( .....1907 - 18 Ocak 1996 )

Civan Yıldırım' ın Doktor Oğlu

 Mehmet GÜCER  -Katibin Oğlu Derlerdi- (Mustafa,Musa ve Atalay ' ın Babası )

 Ayşe GÜCER  -Badillin Ayşe Derlerdi -
( Mehmet GÜCER Eşi )

Seyfettin Şerafettin SUBAŞI,Kadir ARSLAN,Rıza ÜLGER,
Yusuf ORHAN, Mehmet DOĞAN 
ve Arkadaki: Adnan ŞEN  
(Hüseyin ÜLGER ' in  Düğününde...11.Eylül.1980 )

Musa TURAK Müdürün Musa derler)
Ali,Nejdet ve Nusret'in babası

Mehmet KANTAR
Habip,Musa,Hacı ve Ömer'ın babaları

Ölüm

Vikipedi, özgür ansiklopedi

 

Ölüm, bir canlı varlığın (insan, hayvan ve bitkinin) hayati faaliyetlerinin kesin olarak sona ermesidir. Canlı varlıkların herhangi bir dokusunun canlılığını kaybetmesine de ölüm denir. Canlının ölümünden bahsedebilmek için, hayati faaliyetlerin bir daha geri gelmemek üzere sona ermesi şarttır. Zira boğulma, donma, zehirlenme tehlikesi geçiren ve kalbi duran kişilerde suni teneffüs ve kalp masajı yapılarak, durmuş gibi görünen solunum ve dolaşım fonksiyonlarının tekrar başlatılması çok kere mümkün olmaktadır.


 

Ölüm Semptompları [
Bir kişinin öldüğünün belirtileri:

  • Pallor mortis, solukluk, ölümden itibaren ilk 120 dakika içinde gerçekleşir.
  • Algor mortis, vücut ısısında geri dönüşü olmayan düşüş
  • Rigor mortis, ölüm katılığı, kasların ölünen haldeki kasılma/gevşeme durumunda aynen kalması
  • Livor mortis, Kanın vücudun alt bölümlerinde toplanması
  • Dekompozisyon, çözünme, bedenin daha basit yapı taşı maddelerine ayrılması


Ölümden evvel, kısa veya uzun olmak üzere agoni ismi verilen bir can çekişme devresi sözkonusudur. Bu devre, müzmin hastalıklarda uzun, ani ölümlerde ise kısa olur. Bu devrede, dolaşım ve solunum sistemlerinde iyileşmesi mümkün olmayan değişiklikler meydana gelir. Agoni devresi birkaç dakikadan, birkaç güne kadar uzayabilir. Bu devredeki bir şahıs, tam olarak sessizlik ve hareketsizlik içinde bulunur, dış uyarılara karşı tepki çok azalmış veya kaybolmuştur. Bütün sistemlerin çalışması bozulmuştur. Bazen, bozukluklar düzelir gibi olur, şahıs kendini çok iyi hissettiğini bile söyleyebilir. Bu durum, ölüm öncesi görülebilen geçici bir iyilik halidir. İlk önce görme, son olarak işitme duyusu kaybolur. Gözler yukarı ve dışa tavana bakıyormuş gibi bir hal alır, gözbebekleri genişler. Göz akı ve göz kenarlarında yapışkan bir sıvı toplanır. Göz parlaklığını kaybeder, arkaya doğru çöker. Refleksler ortadan kalkar. Alından soğuk iri taneli terle birlikte son bir gözyaşı damlası gelebilir, şahıs ağlıyor gibidir. Nabız oldukça zayıflar. Kalp sesleri güçlükle ve çok hafif duyulur, el ve ayaklar soğur, fakat şahsın iç harareti bazan 42-43° dereceye kadar yükselir. Salya, sümük, idrar, pislik, meni dışarı çıkar ve neticede ölüm husule gelir. Bazı agoni durumlarında şuur kapalı olmakla birlikte akli melekeler, zeka ve şuur bozulmaz.

Ölümün birinci dönemi, fonksiyonel, klinik veya formatik ölüm dönemidir. Bu dönemde kişilik kaybolur. Ölümün ikinci dönemiyse hücrelerin ölümü veya moleküler ölüm dönemidir.

Kalp nakli ameliyatlarından önce klinik ölüm; dolaşım, solunum ve sinirle ilgili organların faaliyetlerinin son bulması şeklinde kabul ediliyordu. Kalp nakli ameliyatlarından sonra ölümün tarifindeki fikir ve araştırmalar değişik bir yön almıştır ve neticede beyin ölümü terimi ortaya çıkmıştır. Beyin ölümü yani klinik ölüm, beynin bütün faaliyetlerinin durması ve bütün tedavilere rağmen geri dönmeyecek şekilde kesilmesidir. Bu ölümde, dolaşım ve solunumu çalıştıran cihazlar çıkarılınca, solunum ve dolaşımın durmaları da esas alınmaktadır. Beyin faaliyetlerinin durması, elektroansefologramda düz bir çizginin görülmesiyle anlaşılır.

Ölüm teşhisinde kullanılan çeşitli metodlar sözkonusudur. Hekimlerce göz önünde bulundurulan ölüm belirtilerinden bazıları şunlardır:

Solunumun durması
Ölünün göğsüne bir bardak su konur. Canlıda solunum dolayısıyla su yüzeyi titrer. Ölünün ağzına ayna tutulur. Solunum varsa ayna buğulanır; fakat bu yol, eski bir usuldür. Cesetteki kokuşma dolayısıyla da ayna buğulanabilir.
Kalbin durması
Vücudun hiçbir yerinden nabız hissedilemez, kalp sesleri işitilmez, elektrokardriyogramda düz bir çizgi görülür ki, ölüm teşhisi yöntemlerinin en doğru sonuç vereni budur. Kan dolaşımının durduğu da çeşitli deneylerle tespit edilebilir.
Kanın tetkiki
Uzun süren hastalıklarda ölümden sonra pıhtılaşma olur, boğulma şeklinde ve ani ölümlerde ise, kan sıvı halinde kalır. Canlıda kan bazik reaksiyon verir. Ölümden 2-3 saat sonra ise, kan asidik reaksiyon verir.
Ölümden sonra deri elastikiyetini kaybeder
soluk beyaz ve sarımtrak bir renk alır. Deride yara açılırsa, yaranın dudakları genişlemez, yakılırsa kan ve su toplanması görülmez.
Gözdeki bütün refleksler kaybolur
Gözbebekleri genişlemez olup, ışığa cevap vermez.

ABD'deki bir kanun maddesine göre ölümün tarifi:[kaynak belirtilmeli]

  • Dolaşım ve nefes alma fonksiyonları, geriye döndürülmez bir şekilde durduğu zaman,
  • Beyindeki (beyin sapı dahil) bütün fonksiyonlar durduğu zaman ilgili şahıs ölü kabul edilir.

Bitkisel hayatta ise beynin kortikol faaliyeti durmuş, ama beyin sapı faaliyetleri devam etmektedir. Yani şahıs görmez, konuşmaz, işitmez, hareket edemez, fakat dolaşım, solunum ve bazı otomatik hareketler (uyuma, sindirim...) devam etmektedir.

Ölünün yüzünde, durumunda, ölümünden sonra görülebilen değişiklikler başlar. Ölünün yüzünde, ölüm halindeyken gördükleri sebebiyle, korkunç veya gülüyormuş gibi bir şekil husule gelebilir. Ölümden sonra bütün kaslarda gevşeme olur. Göz kapakları kasları gevşediğinden kapaklar arası açık, yarı açık veya kapalı olabilir. Bazan bu açıklık devamlı kalır, bazen açık olan gözkapakları arası birkaç saat sonra daralır. Ölümden hemen sonra ağız açılır, çene aşağıya düşer, ölü katılığı husule gelince, ağız bir santimetre kadar kapanır. Ölümden sonra kişi, yer çekimi kanununa uyarak yere düşer. Ölüm nerede vuku bulursa kişi orada kalır. Ölü katılığı halinde ise kişi, ölüm anında bulunduğu pozisyonu muhafaza eder. Mesela su içerken bir eli bardakla ağzında, oturur vaziyette bulunabilir. Ölü katılığı çözülünce bu durum da bozulur.

Isısı 5-15 derecede olan bir yerde, yeni ölen bir şahıs saatte 1 derece soğuyarak 24 saat sonra bulunduğu yerin ısısıyla aynı dereceyi bulur. Ölen şahıs, çevre ısısına bağlı olarak su kaybeder ve neticede ağırlığı azalır. Gözün üstünde göz salgısı toplanmasından dolayı örümcek ağı meydana gelir.

Ölümden sonra yer çekimi etkisiyle damarlardaki kan, cesedin alt kısımlarında toplanır ve koyu mor renkte ölü lekeleri meydana gelir. Ölü lekeleri vücudun yere dokunan kısımlarında husûle gelmez.

Ölümden sonra kaslarda sertleşme olur ki, buna ölü katılığı ismi verilir. Ölü katılığı halk arasında iyi bilindiğinden cesedin çenesi ve iki ayağı biçimsiz şekil almasın diye bağlanır. Ölü katılığı bazen hafif ve kısa zamanda geçen şekilde olmak üzere her ölende meydana gelir. Çok nadiren görülmeyebilir. Ölü katılığı, genellikle önce alt çenedeki adalelerden başlar. Sonra sırasıyla boyun, yüz ve gövdedeki adalelerde meydana gelir. Ölümden genellikle 2-3 saat sonra başlar, ölü katılığı 30 saat içinde tam bir şekilde meydana gelip, kokuşmanın başlamasıyla 48-72 saat sonra çözülür.


 

Hukuktaki ölüm İnsan hayatının tamamen tükenmesi olan ölümle hukuki şahsiyet (kişilik) sona erer. Ölen kimse herhangi bir borç altına giremez ve hak sahibi olamaz. Ölen kimseye karşı veya onun adına dava açılamaz. Kaide olarak ölümün ispatı, nüfus sicilindeki kayıtlarla yapılır. Bir kimse nüfus sicilinde ölü görünüyorsa, bunu ileri süren tarafın sırf bu kayıtları delil olarak göstermesini adli makamlar yeterli görüyor. Aksini iddia eden kimse çeşitli delillerle iddiasını ispat etme hakkına da sahiptir.

Ölüm sicilleri nüfus memurluklarınca tutulur. Ölen her kimsenin ölüm sicilinin tutulması için, en geç on gün içinde nüfus memurluğuna bildirilmesi lazımdır. Bundan başka hakim tarafından gaib kararı verilmiş veya ölümüne muhakkak nazarıyla bakılan bir tehlike içinde kaybolan ve ölüsü bulunmayan kimse de (mahallin en büyük mülkiye amirinin emriyle) ölüm siciline ölü olarak kaydedilir.
 



ABDİ KÖYÜ VİDEOLARI(2016)
Bugüne Kadar 169468 ziyaretçi (426181 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=