ABDİ KÖYÜ//KOZAKLI
ANA SAYFA
ÇEVREMİZİ TEMİZ TUTALIM:
ABDİ KÖYÜ TARİHÇESİ
HERİKLİ TÜRKMENLERİ
Abdi Köyü Resimleri(1)
ABDİ KÖYÜ RESİMLERİ(2-3)
KÖYÜMÜZDEN HABERLER=>
ZİYARETÇİ DEFTERİ
FOTOĞRAFLAR ALBÜMÜ
VEFAT EDENLER ALBÜMÜ=>
GALERİ
AĞITLAR
Sayaç
HALK OZANLARIMIZ
MEZARLARIMIZ(1)
MEZARLARIMIZ(2)
Tanışalım
admin mesaji
UNUTTUKLARIMIZ
SLAYTLAR
SÖZ,NİŞAN VE DÜĞÜN ALBÜMLERİ
ESKİ KÖY VE İNLER=>
YÖRE ADLARI=>
FAYDALI BİLGİLER
2011 VE 2012 YILI FOTOĞRAF ALBÜMLERİ
2013 FOTO ALBÜMÜ(1-2-3-4-5)
KÖY ODALARI
MAHİR BAYTOK ÖĞRETMENİN ALBÜMÜ
2014 YILI FOTO ALBÜMÜ



ABDİ KÖYÜ TARİHÇESİ


  ABDİ KÖYÜ










 ABDİ KÖYÜNÜN TARİHÇESİ;

Abdi köyü adını, ABDİ kocadan aldığını büyüklerimiz tarafından hep
anlatıla gelmiştir. Bununla ilgili elimizde tarihi bir belge yoktur.
Tarihçilerin Osmanlı döneminden kalan arşivleri taramaları gerekmektedir. Pekâlâ, ABDİ KOCA KİMDİR. Bu konuda da elimizde yeterli delil ve kaynak mevcut değildir. Ancak büyüklerimizden dinlediğimiz ve
duyduğumuza göre ABDİ KOCA bugün köyümüzde bulunan Cemal,
Yusuf, Hüseyin (hacı),Yaşar ve Ali Kaya’nın dedelerinin dedesi olduğu hep söylenegelmiştir. İlgili şahısların neden dedelerinin dedesinin ismini çocuklarına vermediği tarafımdan araştırılmış, ilgi şahıslar dedelerinin dedesinin isminin köye verilmesi nedeniyle çocuklarına bu adı
vermediklerini söylemektedirler.

Bir rivayete göre yıllar önce iki kardeş, bugün Abdi Köyü sınırları içerisinde bulunan Kızıl gedik den aşağı doğru hareket ederler, bir tanesi bugünkü Gerce köyünün bulunduğu yere yerleşir, bir diğeri olan ABDİ KOCA da
eski Abdi köyünde bulunan tepenin güneyine yerleştiği söylenir.
    1965 Yılında Köy muhtarı Battal ŞAHİN,köy azası Ahmet BAHAR,köy öğretmeni Fethi ÇELEBİ,Köy halkından Azmi Yıldırım ve Osman TERAZİ'nin Köy İşleri Bakanlığına susuzluk çektiklerini köylerinin Çalıbalma denilen mevkiye nakıl etmelerini talep etmişlerdir.Abdi köyünün bu talebi ilgili bakanlıkca tetkik edilmiş ve köyün Çalıbalma denilen mevkiye göç etmesini uygun görmüştür.Bunun üzerine İller bankasının yardımları ve köy halkını
bankaya borçlandırmak şartı ile Abdi Köyünü Çalıbalma mevkiğinde
bulunan Battal ŞAHİN'in 120 dönüm tarlasının bulunduğu yere nakline  
karar verilmiş.Köylüler 1966  yılının yaz ayında binaların  temenli Devlet erkanı ile birlikte atmışlar  ve tüm köylüler 1967 yılının sonbaharında yeni yerleşim yerleri olan Çalıbalma'ya taşınmıştır. Devlet yetkililer o yıllarda köyün ismine ÖRNEK köy demişler,kayıtlarda da ÖRNEK köy olarak değiştirmek istemişler,fakat yaşlı köylülerimiz köylerinin isminin
 değişimine sıcak bakmamışlar ve Köyümüzün ismi aynen
ABDİ köyü olarak kalmıştır.

Bugünkü Abdi köyü halkı değişik kabileler (sülale) ‘den ibarettir.
Bu kabileler halk arasında aşağıdaki şekilde adlandırılmıştır.

Hapicikli: (Kaya, Demir; Özler: soyadları ile anılır)

Hamaylı:(Keskin,Özkan,Yaşar,Orhan,Terazi,Bahar, Gürlevik, Turak: soyadları ile tanınır.)

Herkli uşağı: (Yılmaz, Yıldırım, Solmaz, Arslan, Karacan, Kantar, Çetin,
Demirkaya,Cankurtaran,Şefik,Heriklioğlu, Baran:
soyadlarını taşırlar)

Kırımlı Şimşek, Şen,Kırımlıoğlu, Demir öz,Toygan,Güler, Çelik:
soyadları ile tanınır.)

Tıraşlı: (Şahin,Hekmet,Şahan, Ay, Şafak: soyadları ile anılır.)

Eski örenli Doğan: Soyadı ile anılır.)

Bu kabilelere dâhil olmayan diğer soyadları da şöyle sıralayabiliriz:
Gücer, Serçe, Ünal, Subaşı,Yaman,Arabacı ve Hızlı

 

       


 

Kültür
Köyün gelenek, görenekleri Türkmelerin bütün Türkiye'deki geleneklerinden pek farklı değildir. Misafire büyük hürmet gösterilir. Doğum, sünnet, askere uğurlama, nişan(bel) düğün ve ölüm gibi hayatın geçiş dönemlerine ait inanç ve uygulamalar sözlü olarak yaşatılan Türk kültürünün güzel bir örneğini olarak yeni biçimlerde devam ettirilmeye çalışılmaktadır. Örf ve adetlerde sosyal ve kültürel değişim gelenekselle yeni olananın mükemmel bir terkibini oluşturmaktadır. Abdi köyünde, XI. yüzyıla ait Divanü Lügati't Türk'te kaydedilmiş olan katmaş(katma-aş), sütlaş(sütlü-aş) döğmeç, topaklama, sızgıt gibi yemek ve yiyecekler hala yapılmakta, düğünlerde, sin sin, tura, gibi oyunlar oynanmaya devam etmektedir. Göktürk Türkçesi dönemindeki "Tanrı" sözü halk ağzındaki bazı beddua, deyim ve kalıp ifadelerde "Tanrı canını alsın" şeklinde yaşamaktadır. Köydeki "keşik" sözü sıra anlamının dışında bir çeşit birlikte iş görme yani imecedir. Yas törenlerinde "saç yolmak", "yüz ve yaka yırtmak" adetlerine bilhassa kadınlar arasında rastlanılmaktadır. Abdi Köyündeki Türkmenler Sünni-Hanefi mezhebindedirler. Kuvvetli bir İslami hayat ve Türklük şuuruna sahip olan ve bir ara Dulkadirli ve Bozulus içinde de kalan Herikli Türkmenleri Nevşehir ve Kırşehir'deki köy, kasaba ve şehir merkezlerinde özlerini muhafaza ederek hayatlarını sürdürmekterdirler. Abdi köyü de sadece Türkiye'de değil, aynı zamanda Türkistan'daki Türkmen geleneklerinin yaşatıldığı bir Oğuz köyüdür. Bu köye ait sosyo-kültürel yapı hakkında geniş bilgi için Prof. Dr. İsa Özkan'ın Bengü İzler, Pegem A Yayınları Ankara 2007 adlı kitabındaki "Herikli Türkmenlerindeki En Eski Türk Kültürünün İzleri" adlı makalesine bakılabilir.

 
İklim
Köyün iklimi, Karasal iklim etki alanı içerisindedir.
Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
 
280
360

Ekonomi
Herikli Türkmenleri, çoğunlukla tarım ve hayvancıkla geçimlerini temin ederlerdi. Dolayısıyla Abdi Köyü'nün ekonomisinin de önemli bir kısmı tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Küçükbaş hayvancılık, özellikle koyun yetiştiriciliği 1970’li yıllara kadar önemli bir geçim kaynağıydı. Ancak yurt dışına işçi olarak gitme, hızlı şehirleşme ve genç nüfusun başka iş alanlarına yönelmesi, tarım ve hayvancılığın etkili bir geçim kaynağı olarak devamını zorlaştırmıştır. Sulanabilen tarım arazisi oldukça azdır. Hububat üretimi özellikle buğday tarımda büyük yer tutmasına rağmen günümüzde yeterli bir geçim kaynağı olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Az miktarda ayçiçeği ve pancar ekimi de yapılmaktadır. Aile sebzeciliği, bağcılık ve meyvacılık ekonomik değer ifade etmediği için bitmiştir. 1980 ve 1990'lı yıllarda ikinci el traktör ticareti canlamışsa da günümüzde önemini kaybetmiştir. Abdi Köyü ahalisinin büyük ekseriyeti Kayseri, Nevşehir ve Kırşehir gibi civar iller ile bir kısmı da Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlere göç etmişler ve küçük esnaflık, memuriyet ve işçi olarak hayatlarını kazanmaktadırlar. Abdi Köyünden pek çok kimse de yurtdışında Almanya, Hollanda, Fransa ve Belçika'da işçi ve küçük ölçekli işletmeci olarak çalışmaktadır.
Seçimler
  ABDİ KÖYÜ MUHTARLARI;
2009 -.......Hidayet Yıldırım
2004 -2009Adem Karaca
1999 -2004 Cihan Ay
1994 -1999 Yaşar Şimsek
1989 -1994 Mahmut Arslan
1984 -1989 Mahmut Arslan
1979 -1984 Bayram Çetin
1974 -1979 Ömer Şimşek
1969 -1974 Mustafa Kaya
1964 -1969 Battal Şahin
1962 -1964 Yusuf Doğan
27 MAYIS 1960 -1963Cafer Öğretmen
1954 -1960 İbrahim Kırımlıoğlu
1950 -1954 Mehmet Şen
1946 -1950 Mehmet Arslan
1942 -1946 Mehmet Doğan
1938 -1942 Mehmet Gürlevik
1934 -1938 Hacı Emin Yılmaz 
 
 
Abdi Köyü, Nevşehir ilinin Kozaklı ilçesine bağlı bir köy olup Kozaklı-Topaklı yolu üzerinde 7. kilometrede yer alır.
1997'de 360 olan nüfus, 2000'de 280 olarak sayılmıştır. 120 haneli köyün rakımı 1140 metredir. Nevşehir'e uzaklığı 80, Kozaklı'ya uzaklığı 17 km'dir. Abdi köyünde Sağlık Ocağı, İlköğretim Okulu, PTT Şubesi ve kanalizasyon şebekesi bulunmakta, taşımalı eğitim yapılmaktadır.
Köyün Tarihçesi
Ahalisini, Oğuzların Bozok boyundan Afşarların bir alt kolu olan Herikli Türkmenlerinin teşkil ettiği Abdi köyü, 1954 yılında Kozaklı'nın ilçe olmasına kadar Nevşehir'in Avanos ilçesine bağlı olarak kalmıştır. Herikliuşağı, Hamaylı, Kırımlı, Tıraşlı,Hapicikli,Hütülü gibi sülalelerden oluşan köy ahalisi Kara Halillü, Beğdili gibi Oğuz gruplarının katılmasıyla Herikliler adı altında Osmanlı Devleti döneminde ilk defa Danişmendlü daha sonraları ise Boynuincelü vergi defterleri kayıtlı olarak görülmektedir. Yaylak kışlak hayatını sürdüren ve kışları Güney-Anadolu'da, yazları ise Orta Andolu'da geçiren Boynuicelü defterine tabi Herikliler, Damat İbrahim Paşa tarafından Nevşehir merkezine ve Kızılırmağın yay yaptığı otlak ve sulak eski ören yerlerine iskan edilmişlerdir. Bu köydeki Herikli Türkmenlerinin ataları önce XVIII.yüzyılda(1721-1729) Irmak Bucağı köylerinden bugünkü köye üç-dört km. mesafedeki eski Abdi köyünün bulunduğu yere gelip yerleşmişlerdir. Sözü geçen köy bütünüyle 1966 yılında modern bir şekilde inşa edilen "Çalıbamba" mevkiine taşınmıştır. Herikli Türkmenlerinin tarihleriyle ilgili arşiv vesikalarına dayanarak geniş bir şekilde hazırlanmış bilgileri bu köyde doğmuş olan Prof. Dr. İsa Özkan'ın Web Sitesindeki Yayınlar bölümündeki "HERİKLİ TÜRKMENLERİ VE HERİKLİ KELİMESİNİN ETİMOLOJİSİ" adlı makalede bulmak mümkündür.
Coğrafi özellikleri
Abdi köyü, Orta Anadolu'da İsmail sivrisi adı ile bilinen yükseltinin kuzeyindeki bozkırda yer alır. Köy düz bir alanda kurulmuştur. Çalıbalma ve Bozat adlı iki dere ve onların oluşturduğu vadi dışında geniş düzlükler fiziki coğrafyayı teşkil eder. Bitki örtüsü olarak bozkırda yetişen ve gündönümüyle birlikte sararan otlar ve geven dışında tabii bitki örtüsü bulunmamaktadır. Dere boylarındaki söğüt ve kavak ağaçları ile köy içindeki son yıllardaki ağaçlandırma dışında, yeşilliğe rastlanmaz. Ekilebilir toprakların yüzde doksanında ancak kuru tarım yapılmaktadır. Abdi Köyü, verimsiz tarım topraklarına sahiptir. Kaldırım tabir edilen eski ticaret yollarından biri köyün yakınlarından geçmektedir. Günümüzde Kozaklı ilçe merkezi ile Nevşehir, Kayseri ve Ankara'ya bağlayan asfalt yol güzergahına bağlıdır. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk geçen karasal iklim görülmektedir. Eskiden derelerin gürül gürül aktığı köyde son yıllarda büyük bir kuraklık yaşanmıştır. Kuruyan Çalıbalma adlı meşhur pınarı 2010 yılındaki yağışlardan sonra tekrar akmaya başlamıştır.
Tarım
Verimli olmayan topraklara sahip köyde, iklimdeki düzensizlikler ve kuraklık nedeni ile ürün kalitesi ve miktarında azalma baş göstermiştir. Son yıllarda Abdi köyünde ekilen başlıca tarım ürünleri buğday, ayçiçeği ve pancardır. Pancarın sulama sorunu nedeniyle masraflı oluşu yüzünden, çiftçilikle uğraşanlar daha çok buğday ve kısmen de arpa ekimine yönelmişlerdir.


ABDİ KÖYÜNÜN ADET VE GELENEKLERİ;

          Köylüler o kadar birbirleri ile iç içeler ki, kızlarını hep değişik
usuller ile akraba evlilikleri yapmışlar.Şehirle ilişkileri  son zamanlarda artmıştır.Kendilerine has adet ve gelenekleri,töreleri mevcut…
Köyde 2008 Mayıs itibariyle çalışır durumda; bir Kahvahane ve bir bakkal dükkanı var..Köylüler boş zamanlarını kahvehanelerde geçirirler. Kahvehaneler de sohbet edilir,çay içilir sadece …Misafirleri oralara
getirirler ve tanıştırırlar…Yaşadığım ve gördüğüm kadarıyla kahvehanede oyun,eğlence ve kumar ….. yoktur.Akşamları da  kahvehanelerde
televizyon seyredilir.Köyde örf,adet ve annannelerine bağlı bir yaşantı vardır.Ataerkil aile düzeni içinde yaşanır.Halkın çoğu tarım işleri ile uğraşır..Henüz köyde görülebilen,çağın hızlı iletişim,sosyal hayatı kolaylaştırıcı,refah araçları yoktur.

Kınama,çok görme,ayıplama halen yaşantıda en hakim eleştiri şeklidir.Köyde görerek,bakarak, kendi yaşantısını uydurmak şekli hakim…

          Abdi  köyünün gelenekleri,görenekleri,örf ve adetleri ancak;sünnetlerde,cenaze törenlerinde,asker uğurlamada,düğünlerde ...
görülür.

     ABDİ KÖYÜNÜN DÜĞÜNLERİ VE ADETLERİ;


 Abdi köyünde düğünler daha çok güzün ''sonbahar'' ve kışın yapılır. Bunun da nedeni, yazın köylünün ekinini biçip harmanını kaldırana kadar düğün gibi işlerle uğraşamamasıdır. İkinci bir nedeni ise
köylerde bulunan gurbetçilerin, güzün ve kışın köye dönmeleridir. 


Düğün başlamadan bir kaç gün önce hem oğlan evinde, hemde kız evinde, heyecanlı ve sevinçli telaşlar yaşanır. Her şeyin geleneklere uygun
olması istenir. Düğüne az bir zaman kala, her iki tarafta, düğünü haber vermek için, "okuyucu"
adı verilen, köyü iyi bilen ve köylüyü tanıyan,
düğün evinin çok yakını olan kişileri görevlendirir-
ler. Her okuyucu kendi akraba ve tanıdıklarını
düğüne katılmaları için, köyde kapı kapı dolaşarak davet eder. Bu davet sırasında okuyucular "yol gönderme" adı altında uğradıkları evlere şeker
bırakır. Yakın akrabalara ise elbiselik kumaşlar
veyâ daha başka şeyler hediye edilir. Düğünü
haber veren bu okuyuculara; düğün sahipleri,
kendi ailesi dışından yakın bir akrabası ise davet
 işini bitirdikten sonra bir takım hediyeler verir. Okuyuculara ayrıca gittikleri her evden de küçük birer hediye de verilir.Artık bu okuyucu işide
bitmiş bir durumdadır.Son yıllarda davetiye bastırılıyor ve davetiye veriliyor.

   Abdi köyünde düğünler, cuma günü başlar, pazar günü biter.Cuma günü öğle namazından çıkıldıktan sonra, genelde köyün yaşlı kişileri ve oğlan evine yakın olan akrabalar düğünün olacağı oğlan evine doğru yol alırlar. Eve geldiklerinde dualar ile evin yüksekçe bir yerine veya çatıya bayrak dikilir. Bayrağı diken kişi aynı zamanda damadı ve arkadaşlarını ağırlayacak olan "Güvabaşı"
lığını kabul etmiş olan kimsedir. Bayrak dikildikten sonra, oğlan evi; gelen misafirlere yemek verir. Bu yemeğe katılan kişiler oğlan evinin uzaktan gelecek olan misafirlerini, kendi evlerinde konuk etmeyi
kabul etmiş sayılırlar ve daha sonra gelen misafirleri kendi ev durumlarına göre bölüşerek kendi evlerinde yatırırlar.

Bu arada damat da sağdıçlarını belirlemiştir.
Bundan sonra damat sağdıcı olmadan gezmeyecektir. Damat sağdıç belirler,eğer tek sağdıç belirleniyorsa
bu genelde damada çok yakın olan  bir kişidir. Sağdıçların görevi düğün bitene kadar damadı korumak ve kollamaktır. Evli sağdıç ise damada gerdek gecesiyle ilgili çok önemli bilgiler vermekle yükümlüdür.

Bayrağın dikildiği cuma günü dahil düğün evinde varsa çalgı çalınır. Düğüne gelen misafirler varsa onlar ağırlanır. Cuma günü Cuma namazını
müteakip düğün yemeği verilir. Bu yemeğe tüm köylüler ve misafirler iştirak eder. Düğün boyunca gelen misafirler en uygun şekilde ağırlanmakta,
çayı kahvesi ve yemeği eksik edilmemektedir.
Akşam damadın yakın arkadaşları ve gelen davetliler düğün evinde toplanarak kendi aralarında çalgı eşliğinde eğlenirler. Bu eğlencelerde eskiden
daha çok davul-zurna çalınırken günümüzde, saz, darbuka ve org gibi müzik aletlerine daha çok yer verilmektedir.

Cuma günü; öğleden sonra, eğer kız evi aynı köy içerisinde ise, "kına davarı " adı verilen bir topluluk eşliğinde, kınacı olarak oğlan evinden kız evine
doğru yaya olarak gider. Kız evi başka bir köyde ise, bu araçlarla gerçekleştirilir. Kınaya katılan kişilere "sağmen " adı verilir. Kına davarı en önde yer alır.Kına davarı süslenir ve bir altın takılır. Onun arkasında çalgıcılar, daha sonra köyün yaşlı
erkekleri ve gençler, onların arkasında ise kadınlar
ve çocuklar yer alır. Kına davarı kız evine vardığında, kız evi önce;bir çok sorular sorar artık sorular sorulmamaktadır. Bu sorular çok çeşitlidir.Dini sorular ağırlıktadır.Sağmen başı soruların cevabını bilemezse cezalandırılır.Kız evi sağmen gurubuna
bazı tatlı eziyetler eder.

Kınacılar, kız evine kabul edildikten sonra,
gelin kıza yakılacak olan  kına, çerez, mum,
mendil, v.s oluşan kına malzemelerini kız evine
teslim ederler.Genellikle kınayı başı bütün birinin özemesi ve yakmasını isterler.''Başı bütün demek:Anne ve babalı büyüyen,mutlu bir evliliği
olan bayana denir.'' Kız evi kınayı hazırlayıp geline kına yakmaya sıra geldiğinde,gelinkız avucunu
açmak istemez,kınayı yakaçak olan hanım,kayınvalideye seslenir,gelinkız elini açmıyor der,oda yolundayım der ve avucunun içerisine bir küçük altın bırakır.''Aynı akşam geline verilen
bütün eşyalar bir kağıda yazılır.
Ayrıca damadın almış olduğu bütün eşyalarda gelin kız adına yazılır.(Buna cehiz senedi denir.)Yazma işlemi bittikten sonra bu kağıt bir kaç şahitle birlikte damadın babasına ve damada imzalattırılır.'' Tüm bu işlemler bittikten sonra gelin kızın kınasını yakarlar. Kına yakılırken kız evine gelmiş olan gençler, kendi aralarında çalgı eşliğinde,
oyun oynayarak eğlenirken, yaşlılar da kendi aralarında sohbet ederler.
Kız evine gelmiş olan davetlilerin eğlencesi, kadınlar bir tarafta, erkekler ayrı bir yerde olmak üzere olur. Kesinlikle iki gurub bir arada eğlenmez.''Artık bazı aileler için bu adet ortadan kaldırılmıştır.Kadın ve erkek aynı ortamda eğlenmektedir.''Kız evinde eğlenen kadınlar geline kına yakılırken,gelin kızı öğme ve ağlatma yaparlar.Gelin kızı övme ve ağlatma daha çok gelini ağlatmak amacıyla yapılır ve genelde ağıt türü olur. İyi bir "kız övücü" def eşliğinde davete katılmış olan bütün topluluğu ağlatabilir.
Abdi köyünde söylenen bir ağıt dörtlüğü.
      Atladı çıktı eşiği,
      Sofrada kaldı kaşığı,
      Büyük evin yakışığı,
 
Kına yakıldıktan sonra gelinkız bütün davetlilerin
elini öper. Gelinkız daha sonra çalgılar ve türkler eşliğinde oynatılır. ''Bu oynatma işini köyde belli kadınlar yapar,bunlardan bazıları şunlardır.Osman Demir'in hanımı Hava DEMİR, Fadime DURAK
 (Allı fadime olarak tanınır.) ve Konyalının kızı Cemile YILMAZ v.s.''

Pazar günü gelin alma günüdür. Bütün ev halkı ve davetliler erkenden kalkarak hazırlıkları tamamlarlar. Damat erkenden düğün odasında traş olur.
Hazırlıklar bittikten sonra, bayrak tutan kişi,
damat ve sağmenler önde, arkasında erkekler ve onlarında arkasında, kadınlar olmak üzere kız evine doğru yola düşülür. Kız evine varıldığında "yenge"
adı verilen kadınlar içeriye alınır. Gelin engeç saat 10.00'a kadar baba ocağından çıkartılır. kız baba ocağında bulunan büyüklerin ellerinden öperek ve ağlayarak vedalaşarak en son babasının elini  öperek evden ayrılır.''Babası gelin giden kızın çantasına bir mıktar para bırakır.''Bu arada gelin çehizide araçlara yüklenmiş olur.Bu sırada genelde köyde ihtiyacı olan bir bayan çeyiz sandığının üzerine oturur.Bu işi çözmek damadın babasına veya damadın en yakınına düşer.Bahşiş vererek sandığı kurtarırlar.İşimiz gine bitmedi,Kızı evden bir türlü vermezler,bir bahşişde burada devreye girer,gine oğlan babasına veya sağdıca iş düşmüştür.Bahşiş vererek kızı evden çıkarır.Nihayet kız evden çıkıyor. Kız evden çıkartıldıktan sonra aynı düzen içerisinde gelinde yaya olmak şartıyla oğlan evine dönülür. Eskiden gelin at sırtında oğlan evine giderken, bu daha sonra yaya olarak gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Günümüzde ise gelin otomobille alınmaktadır. 
Gelinin huyu babası evinde kalsın diye, oğlan evi gelinin baba evinin önünde su dolu testiyi yere vurarark kırar. Oğlan evine gidilirken, eğer mezarlık yol üstünde veyâ yakın bir yerde ise buraya uğranır ve geçmişlerin ruhuna dua okunur.
Gelin oğlan evine gelince,oğlanın annesi,kabuklu fıstık,akide şekeri,leblebi şekeri ve bozuk para karışımından olan çerezi gelin ve damadın üzerine doğru atar ve serper,

 
paraları çocuklar bereket parası olarak toplar.
Gelin ve damat birlikte eve alınır. Kapıdan içeriye girerlerken bir Kur'an altından geçirilirler. Gelin ve damat, gelin için hazırlanmış olan odaya oturtulurlar. Gelin ve damada burada evin önceki gelini veya
evin kızı tarafından kahve ikram edilir. Damat kahveyi getiren kişiye bahşiş verir.
Daha sonra gelinin kucağına bir çocuk verilir ve gelinle damadın birlikte fotoğrafları çekilir.
Sonra bir başkası gelir,gelinin sağ ayağındaki ayakkabısını çıkarır,bunun karşılığı gelinden bahşiş alır.Genelde bu ayakkabının içinde bahşiş parası vardır.Daha sonra bir başka bayan bir kepçe ile gelinin yanına gelir,aşçı bahşişini istiyor der,olmadı bir bahşişde ona verilir. Bundan sonra ise sağdıç damadı alarak evden çıkartır. Gelinle birlikte gelen gelinin yakınları da, bir yandan gelinin odasını hazırlarlar. Gelinin odasını yerleştiren kişilere daha sonra yemek verilerek bu kişiler geriye yollanırlar.
Bu arada zaman öğle olmuştur.Akşam dualar eşliğinde damat giydirilir. Eğer damadın üzerinden herhangi bir eşya alınırsa bu sağdıçlara pahalıya ödetilir. Sağdıçlardan bu eşya karşılığında, yemek, koyun-kuzu veya para gibi bedeller istenir.
Bu yüzden sağdıçlar düğün bitene kadar kesinlikle damadın yanından ayrılmaz.Pazar akşamı yatsı namazı sonrası,imam eşliğinde  oğlan evinin
odasında birkaç sofra yemek verilir,
yemek sonrası kız evinden gelen bohça getirilerek açılır,damat orada giydirilir,
yemeğe katılanlar yardım amaçlı damada harçlık verirler.


Kız evinden gelen bir tepsi baklava,bir kızarmış tavuk,birazda kuru yemiş oradaki kişilere ikram edilir.Nihayet damat hazırlandı.
Hazır edilen damat ile birlikte topluca evden çıkılarak, damat arkada, arkadaşları önde olmak üzere, tekbir getirilerek damadın evine doğru yol alınır. Damadın evine yaklaşıldığında evin büyüklerinden, damadın babası,
annesi veyâ abisi kim varsa dışarıya çağrılır.
Dışarıya gelen kişiye:

-Damada ne veriyorsun? diye sorarlar. Gelen kişi:
-Bir inek, bir arsa, ev veriyorum, diyerek;
durumuna göre damada birşeyler bağışlar.
Daha sonra sağdıçlar damadı eve doğru götürürler,
bu arada arkadaşları damadı yumruklarlar.
Vurma işi damadın heyecanı yatışsın diye yapılır. Damat eve girdirildikten sonra herkes dağılır. Pazertesi sabahı gerdek adeti yerine getirilmiş ise, dikili olan bayrak bir çocuk tarafından indirilerek geline götürülür ve karşılığında bahşiş alınır.
Düğün süresince oğlan evi de gelen misafirleri hazırlamış oldukları yemeklerle ağırlarlar. 

 

 

ASKER UĞURLAMA;

        Abdi köyünün asker uğurlaması Köylülerimizin  anlatışı ve yaşadığım şekli ile şöyle:”Köyümüzden askere gidecek olanların pusulaları çıkınca arkadaşları ve akrabaları,
bu gençleri akşamları yemeğe alırlar.Bu adet gencin askere gideceği güne kadar sürer.
Daveti yapan hane reisi,el öpüldüğünde de o gencin cebine bir miktar para-harçlık yaparsın  diye verir.Askere gidecek gençler,son gün köyün meydanında toplanılır.Orada köy imamı,onları dualar,vatan ve millet için hayırlı olmaları ve hayırlı teskireler alması için dua edilir.Askere gideçek olan gençler tüm oraya gelen halk ile helalleşerek,
büyüklerinin elerinden küçüklerin gözlerinden öperek,vedalaşarak gideceği birliğine uğurlanır.''... 


                ÇOCUK GÖRME;



           
Köyde çocuk dünyaya gelince, göz aydına
”hediye alarak-kız ve erkek oluşa bağlıdır” giderler…
Bir doğum oluca,komşu ve akrabalar,doğum yapan bayanın yemesi ve sütünün bol olması için değişik tatlı çeşitleri başda olmak üzere özel yemeklerde götürürler.

             Köyde kız çocuk için pek gözle görülür bir adete bağlı usuller yok.Yalnız erkek çocuklar bazen topluca bazen ailenin ekonomik durumuna bağlı olarak tek tek davul-zurna ya da mevlid okutarak “SÜNNET DÜĞÜNÜ” yapanlar vardır.
Kurban kesenlerin olduğu da bilinmektedir.


                   

 

            HALAYLAR; 



Abdi Köyde davul-zurna eşliğinde sevilen ve bilinen halay çekilir.Halaylar,yeni elbiseler giyilerek,5,6,10…
kişilik gruplarla bir baş çeken elinde mendiliyle düğün evlerinde,
köy orta yerlerinde çekerler…
 

   CENAZE MERASİMİ;

       Abdi Köyünün  ‘CENAZE’ adetleri ise şöyledir:

 Bir cenaze olunca,önce ‘sela’ verilmek suretiyle  komşulara duyurulur.
Bunu duyan bütün köylü işini bırakıp cenazeyle meşgul olurlar.Cenaze yıkanıp hazırlanınca da 2.sela verilir.Bu sela ,cenazenin hazır olduğunu bildirir.Herkes cenaze evine toplaşıp,önce dua ve cenaze hakkında hak helal etme ;
Helalleşme olur.Sonra toplu halde mezarlığa kadar gidilir.
Cenaze namazının kılınmasından sonra,cenaze defnedilir.
Herkes artık dağılır.Ama cenaze evi tenha bırakılmaz.
Tam bir hafta on gün cenaze evine hem başsağlığına,hem de yemek hazırlayıp öyle gidilir.Zira,o evde üzüntüden yemek pişirilemez ve yenemezde diyerek…Ve yası tüm köylülerce de tutulur.

                                                         Yazan:ALİ TERAZİ













                 DAVUL VE ZURNA;

Bu video Adobe Flash Player'ın son sürümünü gerektirmektedir.

Adobe Flash Player'ın son sürümünü indirin.

 

                             DÜĞÜN;

Bu video Adobe Flash Player'ın son sürümünü gerektirmektedir.

Adobe Flash Player'ın son sürümünü indirin.


                          SUNGURLU İLÇESİNDE BİR DÜĞÜN

Bu video Adobe Flash Player'ın son sürümünü gerektirmektedir.

Adobe Flash Player'ın son sürümünü indirin.


Bugüne Kadar 114131 ziyaretçi (320091 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=